Kur'an'ın Bütünlüğü

Mehmet Fudayl ERKOÇ
Diyanet İşleri Başkanlığı
Van Eğitim Merkezi Müdürlüğü Öğretmeni

Kuran bütünlüğü derken, herhangi bir konunun veya herhangi bir ayetin ilgili olduğu diğer ayetler göz önünde bulundurarak araştırma yöntemini kastediyoruz.

Öncelikle Kuranın bütünlüğünden neyin anlaşıldığını açıklayalım. Üç çeşit Kuran bütünlüğünden bahsedebiliriz:

1. Munfasıl bütünlük: Belli bir fikrin bir ayet etrafında; fakat diğer ayetlere de muracaat edilerek açıklamaktır.

2. Muttasıl bütünlük: Bir ayeti başka bir ayetle açıklama şekline denir. Bunun en önemli yönü Nasih-Mensuh ayetleri oluşturur.

3. Nazari bütünlük: “Kuranın ruhu” veya “Kuran perspektifi” şeklinden ifadelendirilen bütünlük çeşidi. Temel özelliği Kuranın bir bütün olarak ele alınması ile çıkarılan fikir, temelde Kurandan kaynaklansa dahi müfessirin fikirleri ile karışık olmasıdır. Müfessirin düşünceleri kendi çevresinin etkileri sosyal ve kültürel izler içermektedir. Zaten “nazari” daima bir izafiliği içermektedir.

Kuran’ı Bir Bütün Olarak Ele Almamızı Zorunlu Kılan Saikler

1. Kuranın Bir Bütün Oluşu

Bilindiği gibi Kuran, bölümleri, bölümlerin altında başlıkları ve tali başlıkları olan bir kitap değildir. Onun kendine özgü bir iç bütünlüğü ve ahengi vardır. Kuran her ne kadar bir kompozisyon veya bir bilimsel çalışma gibi bir yapıya sahip olmasa da O kendisi bir Kitab olarak takdim eder. Bu yüzden onda bir iç bütünlük aranır.

Kuran sürelerinin tertibi tevfiki olup olmadığı konusu bu noktada önem arzetmektedir. Eğer surelerin tertibi tevkifi olduğunu kabul edersek, ki alimlerin çoğu bu görüşü benimsemiştir, o takdirde Kuranın mevcut tertibi Kuranın anlaşılmasında önemli bir rol oynar. Şöyleki Kuranın bilinen tertibine baktığımızda Medeni olduğu halde başta yer alan bir ayet, Mekki olan bir ayetle açıklanmış olduğu görülebilir. Örneğin Nisa suresinin 160. ayeti ilk önce yer alıyor. Burada haram kılınan şeyler zikredilmiyor.

فَبِظُلْمٍ مِّنَ الَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ اللّهِ كَثِيرًا

Daha sonra gelen Enam süresi 146. ayette haram kılınan hususlar açıklanıyor.

وَعَلَى الَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَا إِلاَّ مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَا أَوِ الْحَوَايَا أَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍ ذَلِكَ جَزَيْنَاهُم بِبَغْيِهِمْ وِإِنَّا لَصَادِقُونَ .

Diğer bir örnek ise Musa a.s kıssası, Medeni olan Bakara süresinde çok özlü anlatılırken; Mekki olan ve tertipte de sonra gelen Yunus süresi 61-66 ayetlerinde ayrıntılı anlatılmıştır. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Alimler Kuran bütünlüğüne dair son derece önemli açıklamalarda bulunmuşlardır.müslüman alimlerin yanı sıra pek çok araştırmacıda bu konuya eğilmişlerdir.(1) Kuran üzerine araştırmaları ile bilinen Izıtsu, Kuranın bütünlüğü ile ilgili olarak şunları söyler:

“ Kuran da kelimeler arası ilişki son derece ilgi çekicidir. Mesela Allah, selam, nebi, iman vs. pek çok önemli Kuran sözcüklerini toplayıp, Kuran’da ne manaya geldiklerine bakmakla mananın kavranabileceği zannedilir. Fakat hakikatte öyle sanıldığı kadar basit değildir, çünkü bu kelimeler Kuran’da birbirinden ayrı, yalın halde bulunmazlar. Her birinin ötekiyle yakın bir ilişkisi vardır. Bu kelimeler muşahhas anlamlarını birbirleri ile olan bu ilişki sisteminden alırlar. Diğer bir ifade ile bunlar kendi aralarında büyük-küçük çeşitli gruplar teşkil ederler ve birbirlerine muhtelif yollarla bağlanırlar. Bu suretle sonunda gayet düzenli bir bütün ve sen derece karışık kavramsal bir münasebet ağı kurarlar.(2) İşte önemli olan husus, bu anlam sistemini yakalamaktır.” Buda gösteriyor ki anlam kendi başlarına değil daima bir sistem içerisinde kazanılır.

2. Kuran’ın Çelişki/ Tenakuzdan uzak olması

Kuranın kendine has ifade uslubuna vakıf olamayanlar, Kuran’da ayetler arası çelişkilerin mevcudiyetinden bahsederler. Bu konuda şu ayetler örnek veriliyor.

وَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تُقْسِطُواْ فِي الْيَتَامَى فَانكِحُواْ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ النِّسَاء مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تَعْدِلُواْ فَوَاحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ذَلِكَ أَدْنَى أَلاَّ تَعُولُوا ْ (Nisa, 3)

وَلَن تَسْتَطِيعُواْ أَن تَعْدِلُواْ بَيْنَ النِّسَاء وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلاَ تَمِيلُواْ كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا ( Nisa, 129)

Bu iki ayet bağlamından koparıldığı zaman farklı ve çelişkili gibi anlaşılabilir. Ancak Kuranın bütünlüğünde anlaşılınca sözkonusu edilen çelişkinin olmadığı açık bir şekilde görülebilir.

Bunun gibi Kuranda çelişkiliymiş gibi gözüken insanın yaratılması ile ilgili ayetleri bir araya getirdiğimizde ,aslında farklı ayetlerde ifade edilen hususların insanın yaratılma safhasına delalet ettikleri görebiliriz.

Kuranın çelişkilerden uzak bir Kitab olduğu bizzat Kuran tarafından açıklanmıştır.

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفًا كَثِيرًا (Nisa, 82)

Bu ayet aynı zamanda Kuranda mutenakız gibi gözüken ayetler üzerinde düşünülmesini ve Kuran’ı anlamada ittifak oluşmasını istemektedir.

Kurandan hareket ettiklerini iddia ettikleri halde farklı farklı sonuçlara varanların ihtilaf sebebi kendi görüşlerindeki zıtlıklardan kaynaklanmaktadır.(3) Gazali de bu görüştedir. Aynı şekilde Şatıbi “mükelleflerin bazı manalar ve meseleler hakkında ihtilaf etmiş olmaları onların bu ihtilaflarının bizatihi Kuranda bulunmasını gerektirmez” demektedir.(4) Kuran adına düşülen ihtilaflar Kuranın tutarlı oluşuna bir halel getirmemektedir.

3.Kuranın Kendi Bütünlüğü İçinde Anlaşılması Gerektiğine Dair Usul İlkesi

Bu konu usul kitaplarında Kuranın Kuran ile Tefsiri başlığı adı altında işlenmektedir. Ayet çerçevesi, siyak-sibak ve genel anlamda Kuran bütünlüğü ana konuları oluşturmaktadır.

Ayet çerçevesi, siyak-sibak Kuranın anlaşılmasında temel rol oynarlar. Kuranın doğru yorumlarının vazgeçilmez koşuludur. Bu konu ile ilgili örnekler bir hayli çoktur. Bakara 275. ayeti ele alalım.

الَّذِينَ يَأْكُلُونَ الرِّبَا لاَ يَقُومُونَ إِلاَّ كَمَا يَقُومُ الَّذِي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُواْ إِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبَا وَأَحَلَّ اللّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا فَمَن جَاءهُ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِ فَانتَهَىَ فَلَهُ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُ إِلَى اللّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُوْلَـئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Bu ayette faiz yiyenlerin kıyamet gününde şeytan çarpmış gibi bir kalkışla kalkacaklarını ifade etmektedir. Ve faiz işlemine dönenlerin cehennem ehlinden olacaklarını ve orada ebedi kalacaklarını haber vermektedir.

Ayetin çerçevesine dikkatle bakıldığında sözkonusu cezanın faiz yiyenlere mi yoksa faiz işlemini helal sayarak faiz yiyenlere mi konusu netlik kazanmaktadır. Ayetin bağlamı, faizi alış veriş gibi görenlerin karşılaşacakları cezayı haber vermektedir; yoksa sadece faiz yiyenleri değil. Bu husus şu ifade ile açıklanmıştır. ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُواْ إِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبَ اyani Allahın haram kıldığı bir şeyi helal saymalarından ötürü cehennemliklerden sayılmıştır.

Aynı şekilde bazı konular vardır ki ancak Kuran bütünlüğü içinde anlaşıldığı taktirde doğru sonuca ulaşılmış olur. Şefaat, ruyetullah, kader vb. birçok konu bunların başında gelir. Yine Allah’ın yaratıcılığını, kudret ve azamatini, külli iradesini ifade eden ayetler, Kuran bütünlüğü çerçevesinde anlaşılması durumunda sağlıklı ve tutarlı olur.

Kuranı bütünlük içerisinde anlamamızı engelleyen en önemli faktör önyargılardır. Tarihten günümüze bunun örnekleri çok görülmüştür.

Kuran’ın bütünlüğü fikrini bize ilk veren Resulullah’tır.

الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَـئِكَ لَهُمُ الأَمْن وَهُم مُّهْتَدُونَ

Buhari ve Müslim’in rivayetlerine göre, yukarıdaki Enam süresi 82. ayet nazil olunca insanlara bu ağır geldi. Resulullah’a gelerek “ Ya Resulellah hangimiz kendine zulum etmez ki?” dediler. O da “oradaki zulum anladığınız şekilde değil. Siz salih kul olan Lokman’ın sözüne kulak vermediniz mi?.’ َلَظُلْمٌ عَظِيمٌ إِنَّ الشِّرْك Burada şirkten kasıt zulümdür.(5)

Keza Buhari’nin rivayetine göre Resulullah, Enam 59. ayetindeki mefatihul gaybı açıklarken “ mefatihul gayb beştir. ‘Kıyamet saati hakkındaki bilgi Allah’ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez.’(Lokman 34) ayeti ile açıklamıştır.”(6)

Ashab’ı Kiram da Kuran yorumlarında bütünlüğü esas aldıklarına dair pek çok sahih rivayet vardır.

Bir konunun Kuran bütünlüğü bağlamında araştırma yöntemi

1. Araştırma konusunun çerçevesini ve sınırlarını belirlemek

2. Konuyu ele alan veya konuya değine Kuran ayetleri derlenmeli

3. Ayetleri nüzul sırasına konmalı

4. Konu ile ilgili ayetler için tefsir kitaplarına başvurulmalı, sebebi nüzullerine bakılmalı, lafızların anlamlarına ve kullanımlarına bakılmalı ve konuya ilişkin cümledeki lafızlar arası, ayetteki cümleler arası ve bütün grubun ayetleri arasındaki bağlantılar incelenmek suretiyle konu yeterince araştırılmalı

5. Ayetlerin anlamlarını kavradıktan sonra Kur’anî yaklaşımlar vasıtasıyla konunun temel unsurlarını belirlemeye çalışmalı

6.Daha sonra araştırmacı düşüncelerini sunarken icmali tefsir metoduna başvurmalı.Lafızların sözlük manaları ile yetinmemeli

7.Son olarak konunun araştırma taslağını belirlerken bilimsel inceleme metoduna bağlı kalmalı. Konuyu bölümlere, bölümleri alt başlıklara ayırmalıdır.



[1] Bu konuda Şatibi’nin el-Muvafakat adlı eserine bakılabilir.
[2] Izıtsu, Kuran’da Allah ve İnsan, Ankara 1975, s. 15,16
[3] Zerkeşi, II,47
[4] Şatıbi, el-I’tısam, II, 309
[5] Buhari, Tefsir, 6/20; Müslim, iman, 1/80
[6] Buhari, 5/193